Haftada
en az bir kere Karşıyaka Tuna Mahallesi'nde yer alan Mavi Köşe Pınar Büfe'ye
uğrarım. Bir kere buranın işletmecisi Altan Bey insanı çok
sıcak karşılar. Herkese yardımcı olmaya çalışan bir yapısı
vardır Altan Bey'in. Yaşına göre genç ve çevik biridir. Daimi
müşterileri ise mahallenin ileri yaşlardaki sakinleridir. Pek de
rahat olmayan sandalye ve masalarına rağmen müşterisi bol
sayılabilir Mavi Köşe'nin. Ekmek satar Altan Bey, çay satar,
poğaçadan böreğe gevrekrten boyoza yumurtadan süte meyve suyuna
yani kahvaltılık ve atıştırmalık ne varsa bulunur. Dükkanı 20
metrekare kadardır ama o kaldırımlara da yayılmıştır.
Kaldırımlara yayılan sadece masalar tabureler değildir. Kaldırıma
dostluklar, sohbetler, mahalle dedikoduları, kahkahalar da yayılır
böylece.
İnsan,
Mavi Köşe'ye bir alıştı mı yine gitmek ister. Neden mi?
Gelenlerle sohbet etmek 40 yıllık dost intibası uyandırır da
ondan. Örneğin biri gelir "Eski Celal Bey Asfaltı bu sokak
mı?" diye sorar. Şimdilerde Şehit Ahmet Konuksever olan ve
bir ucu sahile bir ucu Alaybey İzban'a çıkan sokağa neden bir
zamanlar Celal Bey Asfaltı dendiğini eskiler bile hatırlamaz.
Fakat o günlerden bugüne kurulan köprü geçmişten bugüne bir
bağ gibidir Mavi Köşe. Eskiden yerinde bakkal olan bu büfeye
gençler pek oturmaz. Alacaklarını alıp yola çıkarlar. Onlar
için Altan Bey yoktur; Altan abi vardır. Altan Bey müşterileri
için gazete de alır. Bunlar; Hürriyet, Yeni Asır ve Sözcük
gazeteleridir. Eskiden Posta ve Milliyet de bulunurdu ancak
şimdilerde gazete okuyan pek kalmadığından Altan Beyi'n bu üçlü
seçimi yerinde denilebilir. Yeni Asır, bölgesel bir gazetedir ve
AKP'ye yakındır. Sözcü, muhalif bir gazete diye bilinmektedir.
Hürriyet ise basının amiral gemisi konumundan yandaşlığa doğru
epeyce mil katetmiştir.
Bu
cuma; öğleden sonra, Altan Bey'in dükkanındaydım. 15 TL'ye
yediğim otlu peynirli böreğin tadı iki gün oldu; hala damağımda.
Altan Bey'in benden daha devamlı müşterisi olan ve neredeyse her
gün günde iki kez alışveriş yapan, büfeye 100 metre mesafede
oturan Nihal Ertem dükkanın içindeki iki masadan birinde oturmuş
çay içmekteydi. Yalnız bu çay illa ki limonlu olacaktır, Nihal
Hanım çayı limonsuz ve şekersiz içmez.
Neyse
sadede gelelim; böreği yedim, çayı içtim. Üzerine bir de 12
buçuk TL'ye kadayıfı mideye indirdim. Gazeteleri incelemeye ancak
tatlıdan sonra başlayabildim. Sözcü Gazetesi'nden Yılmaz Özdil
ayrılmış. Sözcü sür manşet "katiyen kovulma yok"
diyor. Bu yazının hemen sağında Yılmaz Özdil'in köşesi
kısacık bir yer kaplıyor. Özdil'in her zamanki fotoğrafı
verilmiş ancak bu kez duruşu sinirli gibi sür manşete bakıyor.
"Hoşçakalın" diyor. "Meral Akşener masadan
kalkmadı, kaldırıldı" dediği için yeni kurulan Sözcü
TV'den ayrılmak durumunda kalmıştı; Sözcü TV'yi gazete
izledi.
Bu arada Sözcü Gazetesi'nde sağ alt köşede ufak bir
haber dikkatimi çekiyor. "HDP'ye 539 milyon lira hazine
yardımı" yapılacakmış. Bu rahatsız edici haberi iç
sayfalarda Kılıçdaroğlu'nun "HDP ile görüşeceğim"
açıklaması izliyor. Orman yağması ile ilgili bir haber yine iç
karartıyor.
Hürriyet'e
geçince Hami Çağdaş'ın ölüm haberini okudum ilk olarak. Hemen
Doğan Hızlan'ın köşesinin olduğu sayfayı bulup açtım. "Yol
Arkadaşım'ı Kaybettim" başlıklı yazısını okudum.
Gazetenin Ege ekinde kadın yönetmenlerle ilgili habere dikkatli
bakınca fotoğraf karesinde yönetmen ablalarımdan biri olan
Melihat Ağgül Hanım'ın da olduğunu gördüm. Kendisini tebrik
etmek için aradım ama ulaşamadım. İyi ki WhatsApp var.
Gazetedeki haberin fotoğrafını çekip kendisine atmak böylece
tebrik etmek çok kolay oldu. Ayrıca 16 Mart akşamı Artlens'te
kendisi ile gerçekleştirilecek söyleşiyi izleyeceğim.
Hürriyet'in
kitap sanat ekine geçiyorum. Kitap Sanat ekinin pek çok sayısının
aksine bu sayıda hemen fark ettim ki yazılar, fotoğraflardan daha
fazla. "Bunu evde okumalıyım" dedim. Altan Bey'e
seslendim. "Altan Abi, Hürriyet'in kitap sanat ekini ben
alabilir miyim?" Altan Bey sokağa bakıyor; bir an için
düşünüyor. O an ben ise içimden "Eyvah vermeyecek galiba
eki" diye üzüntüye kapılıyorum. Tam da bu sırada cevap
geliyor muhatabımdan. "Zaten onu seninle Şerif Hoca istiyor
bir tek. Başka kimse ilgilenmiyor. Şerif Hoca bugün gelmedi. Al
götür" deyiverdi. Allah! Çok mutluyum şimdi. Gerçi Şerif
Hoca için üzülüyorum bu kez de. Kitap – Sanat ekini
okuyamayacak. Elbette isterse bir gazete bayisinden satın alabilir.
Şerif Hoca kimdir derseniz; Denizli'deki Pamukkale Üniversitesi'nin
emekli öğretim üyelerinden biridir. Kendisiyle branştaşız Yani
o da benim gibi Türk Dili ve Edebiyatı alanında lisans eğitimi
almış. Tabii o bu lisans eğitimini emekliliğine kadar sürdürecek
olan bir hocalık hayatı ile devam ettirmiş. Kendisi Grup TV'de
geçen yıl bu zamanlar Aynanın Karşısındakiler adlı
programımıza konuk olmuştu. O programda yine Mavi Köşe'nin
müdavimlerinden Nihal Ertem de kendisine eşlik etmişti. Göksenin
Çakmak'ın sorularını içtenlikle yanıtlamıştı. Ayrıca
Dostluk Grubu Derneği olarak Mavi Bahçe'de "Dil Burcuna Bayrak
Asanlar" programımızı o hazırlamış ve sunmuştu. Tek
başına gerçekleştirdiği yaklaşık bir saatlik program
muhteşemdi. Ben de konular anlatılırken ilgili görselleri
projeksiyon vasıtasıyla perdeye yansıtmıştım. Bu güzel
programı da Grup Televizyonu'nda izlemek mümkün.
Hürriyet
Kitap Sanat'a baktığımızda ise Ömer Erdem'in yazısından Jean
Paul Sartre'a göre bir edebi eseri diğerinden daha edebi yapan
unsurun üslup olduğunu öğreniyoruz. Sartre ile Simone de
Bouveir'in Ağustos- Eylül 1974 tarihinde yaptığı söyleşiler
Everest Yayınları tarafından kitap haline getirilerek Türkçe
olarak yayınlanmış.
Dünyada
polisiye roman denilince akla gelen ilk ülke Norveç'tir. İskandinav
ülkelerin polisiye tutkuları iki değerli yazarın Şifre kitabı
ile perçinlenecek gibi. "Nordik Noir"in kraliçesi Camilla
Lackberg,
yeni
bir seri için Mentalist Henrik Fexeus ile işbirliği yapmış. Bunu
Erhan Tekten'den öğreniyoruz. (1) Ömer Türkeş ise "Montekripto"
kitabını tanıtıyor. (2) Kripto para ile neoliberal ideoloji
arasındaki ilişkinin ve bunun yaratacağı tehlikelerin
farkındalığıyla yazılmış bir roman diyor Tom Hillenbrand'ın
kitabı için. Demir Özlü'nün "Dalgalar"ı ile Tomris
Uyar'ın 50. yıla özel ve numaralı ( sınırlı sayıda)
"Ödeşmeler ve Şahmeran Hikayesi" kitapları Yapı Kredi
Yayınları'ndan alınabilir. Yücel Kayra'nın tanıttığı kitap
daha ilginç. (3) Transhümanist Devrim kitabını Fransa'da Milli Eğitim
Bakanlığı da yapmış olan Luc Ferry yazmış. Transhümanizm,
Ferry'e göre bir ideal tip arayışıdır. Tıp teknolojilerindeki
yeni gelişmelerden yararlanarak bir çiftin doğacak çocuğunun
özelliklerini belirlemesi ve doğanın organizasyonunun
mükemmelleştirilmesi "şanstan seçime geçmek iddiası"
taşıyor Kayıran'a göre. Yaşlılığa ve ölüme çare
bulunabilir yakın gelecekte. Son bir not: Ferit De vellioğlu'nun
Osmanlıca Türkçe ansiklopedik lügatını artık Türkiye İş
Bankası Yayınları basıyormuş. Bunu da kitap sanat ekinin arka
kapağındaki reklamdan öğrendim.
Herkese
iyi pazarlar dilerim.
Bağlantılar
1 https://www.msn.com/tr-tr/haber/others/bir-dedektif-ve-bir-mentalist-%C5%9Fifrenin-pe%C5%9Finde/ar-AA18rT8v
2 https://www.hurriyet.com.tr/kitap-sanat/dijital-hazine-avi-42231962
3 https://www.hurriyet.com.tr/kitap-sanat/tekno-tip-hayatlarimizi-nasil-altust-edecek-42231975
Fotoğraflar:
AHMET EREN ÖZEN
12.03.2023 Çiğli - İZMİR





Güzel samimi yaklaşımlarla yazılmış duyarlılığı yüksek bir insanın kalemiyle güzelleşmiş bir yazı tebriklerimle Ahmet Eren Özen.
YanıtlaSilOkudum sona dogru yabanci isimlerden birsey anlamasamda sefim oglum firsat bulursam mavi köşeye gitcem sevgiler
YanıtlaSilteşekkürler
Sil